Rivayet olunur ki Osmanlılar döneminde,
Avrupa devlet erkanından birtakım kimseler Padişaha misafir olmuşlar.
Yedikleri
bazı yemekler çok hoşlarına gitmiş. Padişahtan izin alarak bu yemeklerin tarifini
aşçılardan istemişler.
Bizim
aşçılar yemeklerin tarifini vermişler ama onlar tarifi bir türlü tam anlayamamışlar.
Çünkü bizim aşçılarımız usta -çırak
geleneğine göre yetiştikleri için ölçüleri “kararı kadarmış.”
Mesela
aşçılar diyorlarmış ki; “Önce kararı kadar yağ koyacaksınız, karar ateşte kararı
kadar kızartacaksınız. Sonra üzerine kararı kadar kuzu eti veya falan
sebzelerden ilave edip, kararı kadar karıştıracaksınız. Kararı kadar su ve tuz
ilave edip, kararı kadar fırında bekleteceksiniz.”
Osmanlı mutfağının aşçıları tabi her birisi
birer usta ve işlerini çok iyi biliyorlar. Her şeyin ölçüsünü göz kararıyla tamı
tamına tutturabiliyorlar.
Ancak gelen
misafirler bunu anlayamıyorlar. Liderleri diğerlerine soruyor; ”Tarifleri
aldınız mı?” diyor.
“Efendim
aldık, öğrendik ama bir ölçüleri var ‘kararı kadar’ onu anlayamadık” diyorlar.
Şimdi bunu
ben sizlere niçin anlattım? Şunun için:
”Kararı
kadar” aslında çok önemli bir ölçüdür.
Bazı
kimseler karar yerine “çok” olan şeylerin daha iyi olacağını düşünürler. Bu büyük
bir yanılgıdır.
Bazen
öğrenci velileri, öğrencisinden şikayet ediyor. Diyor ki:
“Hocam ne
kadar söylersem söyleyeyim ders çalışmıyor, şöyle yapmıyor v.s.”
Başka bir
zaman öğrencilerle konuştuğumuzda bu sefer öğrenci, velisinden şikayet ediyor.
O da şöyle diyor:
”Hocam babam
aynı şeyi o kadar çok söylüyor ki kendimi aptal gibi hissediyorum.”
”Hocam annem
aynı şeyleri kaset gibi tekrar ediyor. Konuşmaya başladığında hangi cümleleri
söyleyeceğini önceden bilebiliyorum. Bu beni bıktırıyor.”
“Hocam babam
ve annem o kadar çok ‘ders çalış’ diyorlar ki, bu cümle bende allerji yaptı”
Bu örnekleri
çoğaltabilirsiniz.
Dilerseniz konuyu şöyle bağlayalım. Bundan
yıllar önce nasihat ile ilgili çok hoşuma giden bir yazı okumuştum. Özeti
şöyleydi:
“Nasihat
yemeğe katılan tuz gibidir. Çok tuz, nasılki yemeği yenmeyecek hale getirirse
öğüdün fazlası da böyledir.”
Bu “kararı
kadar” meselesi sadece nasihatle alakalı da değildir. Her konuda “kararı kadar”
ölçüsü önemlidir. Yemekte, uykuda, konuşmakta, eğlenmekte, ibadette, sevgide,
ilgide velhasıl her konuda önemlidir.
Yalnız,
unutulmamalıdır ki “kararı kadar” herkes için aynı değildir. Kişiden kişiye
göre farklılık gösterebilir. Yani, kişiye özeldir. Mesela kimi insan hassastır,
ona fazla ilgi göstermek gerekir, kimisini ise fazla ilgi şımartır. Bunun gibi…
Sevgili Peygamberimiz aleyhis salatü ve
selam bu konuda bizleri uyarmış ve aydınlatmıştır. O bilge Peygamberimiz
buyurmuştur ki. “Hayrul ümuri evsatuha/ İşlerin
hayırlısı orta olanıdır.” “Normal olanıdır. Yani kararı kadar olanıdır.”
Yüce dinimiz
İslam bir denge dinidir. O halde bizler de her konuda bir denge insanı olmalı
ve her şeyin kararı kadar olanını iyi takdir etmeliyiz.
Bir önceki yazımız:(DEDİKODUNUN TELAFİSİ OLUR MU?)
http://www.aliuslu.net/2018/01/dedikodunun-telafisi-olur-mu.html
http://www.aliuslu.net/2018/01/dedikodunun-telafisi-olur-mu.html
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder