ÇOK KAN LAZIM

 Ankara İlahiyat Fakültesinde okurken bizden bir sınıf geride Mehmet Arif (soyadını hatırlayamadım) isminde Kütahyalı kibar, efendi bir hemşehrim vardı. 

Bir Ramazan  günü Mehmet Arifin mide kanaması sebebiyle hastaneye yattığını öğrendim. Okulun panosunda da M.Arif için fazla miktarda kana ihtiyaç olduğu yazılıyor, kan verilecek yer belirtiliyor ve öğrenci arkadaşlara çağrı yapılıyordu. O dönemde kendisine kırk ünite kan verildiğini öğrendim. 

Arkadaşta hemofili (kanın pıhtılaşmaması rahatsızlığı) hastalığı varmış meğer. Normalde kanamalarda kan hücreleri o bölgede pıhtılaşıp kanamanın durmasını sağlarlarmış. Bu arkadaşta kanın pıhtılaşma özelliği bulunmadığından  bir yeri kanadığında tıbbi müdahale edilmeden kanı durmazmış. İç kanamalarda ise müdahale durumu olmadığından verilen kan da akıp gittiğinden dolayı fazla miktarda kan vermek gerekiyormuş.

Önceki senelerde de bu arkadaşımıza değişik zamanlarda fazla miktarda kan verildiğinden arkadaşları latife olsun diye ona "vampir Mehmet" lakabı takmışlar.

Ertesi yıl böbreklerindeki bir kanamadan dolayı otuz ünite kan verildiğini aynı sene iç kasıktaki kanama sebebiyle onbeş ünite kan verildiğini öğrendim.

Ben de arkadaşımıza iki ünite kan vermiştim. Oradaki kan alan görevli bu durumdaki kişilerin hayatlarının çok zor olduğunu en küçük bir yaralanmada uzun süre hastanede kaldıklarını söylemişti.

Mehmet Arif isimli bu arkadaşımızın fakülteden sonra öğretmen olduğunu duymuştum. Öğretmenliğinin ilk yıllarında da maalesef aynı hastalık sebebiyle vefat ettiğini öğrendim. Allah Teala rahmet eylesin.

Arkadaşımız hasta yattığı dönemlerde şuna benzer şeyleri düşünmüştüm:

İnsan vücudunda birbirinden bağımsız bir çok sistemler var. Bunların birisindeki bir problem bile kişinin hayatının zorlaşmasına veya vefatına sebep oluyor.

Bu arkadaşın vücudundaki bütün organları, sistemleri normal, kalp-damar sistemi de normal. Kanında vücudun ihtiyacı olan şeyler  mevcut. Sadece yaralanma durumunda orayı tamir edecek faktör sekiz eksikliği var ve hayatını nasıl etkiliyor.

İnsan vücudundaki mükemmelliği her şeyin planlanmasını düşündüm. Sonra bu bedeni en güzel ve mükemmel biçimde yaratanı düşündüm. 

Rahman suresinde defalarca tekrar edilen "Öyleyken Rabbinizin hangi nimetini inkar edebilirsiniz"(Rahman suresi) ayetini düşündüm.

"Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız sayamazsınız" ayetini düşündüm. Bizler nimet olarak sadece bazı şeyleri biliyoruz, fakat bilmediğimiz bizim için nimet olan ne gibi nimetler olduğundan haberimiz yok.

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MANŞET!

RÖPORTAJ

 https://youtu.be/Wo_cX-JKGWU?si=O2IpQY7RbOpsRdhV