ESKİ VE YENİ FİRAVUNLAR
Nefsini tezkiye etmemiş, güçlü bir imana sahip olmayan kimseler elde ettiği imkanlar ne kadar çok olursa olsun bununla yetinmeyip bir fazlasını isterler.
Dünyalık istediği şeylerin bir çoğuna sahip olunca, bazılarının istek ve arzuları farklılaşarak yeni isteklerle devam ederler.
Bazıları büyük servetlere ve büyük makam mevkilere ulaştıklarında, insanları, hatta dünyayı kendi arzu ve isteklerine göre dizayn etmeye çalışırlar. Adeta tanrılığa özenirler.
Firavun bu arzularını açıkça ifade etmekten çekinmemiştir.
Nitekim Kuranı kerimde Naziat suresi 24. ayette şöyle bahsedilir. (Firavun) "Ben, sizin en yüce Rabbinizim!" dedi.
Kuran-ı Kerim bize Firavunu örnek olarak verir; Firavunun elde ettiği ekonomik, askeri ve siyasi güç, onu "ben istediğimi yaparım kimseye de hesap vermem" noktasına getirmiş eldekilerle yetinmeyip tanrılığa özenmiş ve onu "Ben sizin en büyük rabbinizim" noktasına kadar getirmiştir. Yeni doğan masum erkek çocukları öldürtmesi de bunun bir delilidir.
Hz. İbrahim'le tartışan Nemrut'un da "ben de öldürür ve diriltirim" demesi bu konuya örnektir.
Acaba Firavun ve avanesi bu günkü teknolojik güce ve medyaya sahip olsalardı insanlar üzerinde hangi süfli planlarını uygularlardı?
Kuran Firavundan örnek vermiştir lakin tanrılığa özenen kimseler Firavunla sınırlı değildir. Zamanımızda da dünya çapında büyük ekonomik gücü elinde bulunduran kimselerin kendilerinin kurdukları medya şirketlerini de kullanarak veya satın aldıkları kimseler vasıtasıyla insanlığı kendi istedikleri biçimde yönlendirme, dünyayı kendi isteklerine göre yeniden dizayn etme arzularının olduğu açıktır.
Aslında bunlar bu tür planlarını yaparken ve uygularken tanrılık iddiasında bulunmasalar da içindeki duyguyu anlamak mümkündür.
Bu tür planları olanlar, dünyayı kendi arzularına göre dizayn etmek isteseler de gerçekte şeytanın oyuncağı durumundadırlar. Onlara o fikirleri şeytanın fısıldadığının belki de farkında değildirler.
Acaba yeryüzünün bu yeni Firavun ve Nemrutları insanlık üzerinde ne tür planlar yapıyorlar ve bu planlarını uygulamak için hangi metotları kullanıyorlardır? Bu konuda uyanık olmak gerektir.
Aslında "Euzü billahi mine'ş- şeytani'r-racim" cümlesini samimi olarak söylediğimizde hem şeytanların hem de şeytanların etkisinde yürüyen bu tür kişilerin şerlerinden Allah Tealaya sığınmış oluyoruz. Lakin fikir ve davranışlarımızla da sığındığımız şeylerden uzak durmalıyız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder