DİB: Onlar iman etmiş ve Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlardır. Yûnus : 63
DV: Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjde vardır. Allah'ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. İşte bu büyük başarıdır. Yûnus : 64
Korku ve üzğntünün bulunmadığı yerler nerede?
اَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ الَّذ۪ينَ اَقْسَمْتُمْ لَا
يَنَالُهُمُ اللّٰهُ بِرَحْمَةٍۜ اُدْخُلُوا الْجَنَّةَ لَا خَوْفٌ عَلَيْكُمْ
وَلَٓا اَنْتُمْ تَحْزَنُونَ
"Allah'ın, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin
ettiğiniz kimseler bunlar mı?» (ve cennet ehline dönerek): «Girin cennete;
artık size korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz» (derler)."
(A'râf; 49)
KYT:( Kuran Yolu Tefsiri)
“Dostlar” diye çevirdiğimiz 62. âyetteki evliyâ, “birine yakın olan, birini himayesinde bulunduran, koruyucu, dost, yardımcı” gibi mânalara gelen velî kelimesinin çoğuludur. Kur’ân-ı Kerîm’de velî kelimesi, tekil veya çoğul olarak kırk sekiz âyette Allah’ın, kendisine inanıp buyruğunca yaşayan kullarına sevgisini, himaye ve yardımını, bu anlamda Allah ile insan arasındaki sevgi bağını ifade etmek üzere kullanılmıştır. Allah ile kendileri arasında böyle bir sevgi bağı gerçekleşmiş, bu mazhariyete ulaşmış olanlar kültürümüzde “Allah dostları” diye anıldığından 62. âyetteki evliyâullah deyimini bu şekilde çevirdik.
Kur’ân-ı Kerîm’de sadece bu âyette geçen evliyâullah kavramının kapsamı her ne kadar zamanla bilhassa tasavvuf geleneğinde oldukça daraltılmış, hatta giderek İslâm toplumlarında bu kavramla keramet arasında bir ilişki dahi kurulmuşsa da 63. âyette Allah dostlarının özelliği kısaca iman ve takvâ kelimeleriyle özetlenmektedir. Şu halde Allah’a iman eden ve takvâ (günah işlemekten sakınma, Allah’a saygı) bilinciyle yaşayan her müslüman Allah dostudur. Müfessirlerin kaydettiği bir hadiste evliyâullah, “görünüşleriyle Allah’ı hatırlatanlar” (tutum ve davranışlarıyla Allah’ın iradesine uygun bir yaşayışı yansıtanlar) şeklinde tanıtılmıştır (Taberî, XI, 131-163).
Zemahşerî de, “Evliyâullah, Allah’a yakınlıklarını itaatleriyle gösterir, Allah da onlara yakınlığını lutuflarıyla gösterir” ifadesini kullanır (II, 195).
Bu müfessire göre
“Onlar ki, iman edip günah
işlemekten sakınmışlardır” ifadesi, evliyâullahın Allah’a yaklaşmasını,
“Onlara hem bu dünyada hem de âhirette müjdeler vardır” ifadesi de Allah’ın
evliyâullaha yaklaşmasını dile getirmektedir. 64. âyetteki “Allah’ın sözlerinde
değişme olmaz” ifadesi, bu âyetlerde Allah dostlarına verilen müjdelerle
bağlantılı olarak açıklanmıştır. Buna
göre Cenâb-ı Hakk’ın, bu kullarına
verdiği müjdeler O’nun birer vaadidir ve
O mutlaka vaadini yerine getirecektir.
64. âyetteki dünya hayatıyla ilgili müjdeyi “hayırlı (sâlih) rüya”,
âhiret hayatıyla ilgili müjdeyi ise “cennet” olarak açıklayanlar olmuştur (Taberî, XI, 133-138).
Ancak Râzî’nin
de belirttiği gibi (XVII, 128),
müjde kelimesi “insanın yüzünü güldürecek şekilde sevindiren haber” anlamına
geldiğine göre insanı bu şekilde mutlu edecek olan her şey bu âyetin kapsamına
girer. Allah dostlarının gerek dünya
hayatında gerekse âhirette kendileri için müjde değeri taşıyan bütün iyi ve
güzel şeyleri elde etmesi âyette “en büyük kazanç” şeklinde nitelenmiştir
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder