Geçtiğimiz yıllarda akrabam olan bir genç yanıma gelerek:
-Ali abi! biz dini nikah
kıydırmak istiyoruz. Nikahımızı kıyar mısın? dedi.
“Hayrola kardeşim! evleniyor
musun?” diye sordum.
“Yok abi nişanlandım da,
gelmeler gitmeler oluyor. Günaha girmeyelim diye böyle bir şey düşündük"
dedi.
Ben: "Ben böyle bir nikah
kıyamam" deyince bozuldu. Şöyle devam ettim:
-Bak kardeşim sana bir soru
sorayım. Diyelim ki nikahınızı kıydık. O zaman dinen siz evli oluyorsunuz değil
mi?
-Evet.
-Peki, bu nikahtan sonra daha
düğün yapmadan Allah göstermesin bir kaza yaptın ve sen öldün diyelim. Ailen
senin malından eşine verirler mi?
-Vermezler abi.
-Hani siz evliydiniz? Bu nikahı
ailen bile ciddiye almıyorsa ben bu nikahı nasıl kıyayım?
Neyse biraz daha konuştum. İkna
olmuş gibi göründü.
Aslında bazı kişilerin
nişanlılık dönemlerinde istedikleri dini nikah, tabiri caizse “flört nikahı”
gibi bir şey. Hem nikahlanarak rahat rahat gezip tozacaklar. Hem de evliliğin sorumluluklarını üzerlerine
almayacaklar.
Nişanlılık döneminde yukarıda
anlattığım niyetle yapılan nikahların bir kaç sakıncası var. Şöyle ki:
Normalde nişanlılar
birbirlerine karşı mesafeyi korurlarken, bu tür nikahlılar (ailelerin de
izniyle) daha rahat hareket edebilmekte, bazıları “nasıl olsa evli değil miyiz canım”
anlayışıyla işi daha ileri götürebilmekteler. Bu dönemde aileler arasındaki
anlaşmazlık sebebiyle nişan bozulunca olan kızcağıza olmuş oluyor.
İkinci olarak böyle bir nişan
bozulmasında, kıza dünür gelecek başkaları onu nişanlıdan ayrıldı olarak
biliyor. Halbuki onlar nikahlı oldukları için durum nişanın bozulması değil
nikahın bozulması olarak değerlendirilmelidir. Fakat bunların nikahlı
olduklarını birkaç kişiden fazlası bilmemediğinden toplum onları
nişanlı olarak değerlendirmektedirler.
Bu tür mağduriyetler için illa
ki nişanın bozulması da gerekmiyor. Bizde bir söz vardır "gelin ata binmiş
ya nasip demiş" diye. Düğün günü veya düğününe az bir zaman kala kaza
yapıp vefat eden damatlar ile ilgili haberleri siz de okumuşsunuzdur.
Osmanlılar zamanında imamların
kıydıkları nikahlar devlet tarafından da kabul edildiğinden ileride bir problem
çıkması durumunda devlet, mağdurun hakkını koruyormuş. (İsteyenler için
müftüler dini nikah kıyıp resmiyete işleyebiliyorlar. arzulayanlar bunu
değerlendirebilirler)
Şimdi böyle bir nikahı devlet yok hükmünde saydığından problem durumunda mağdur mağduriyetiyle kalıyor. Çevremde müşahede ettiğim bazı (sadece) dini nikahlı eşlerden birisi vefat ettiğinde mirasçıları onun mirasından eşine vermiyorlar.
Nikah bir akittir. İki şahit
huzurunda evlenecek kişilerin evlilik sözü vermeleriyle gerçekleşir. Dinimiz
kişilerin sözlerini ve akitlerini ciddiye alır.
Farzedelim ki siz, birileriyle anlaşarak ev veya araba satın aldınız ve ücretini ödediniz. Bu alış-veriş akdi dinen geçerlidir ve satın aldığınız şeyler artık size aittir. Fakat ileride bir problem
çıktığında arabanın veya evin size ait olduğunu ıspatlayabilmeniz için onu kendi
üzerinize almanız (resmi işlemlerini yaptırmanız) gerekir. Yoksa mağduriyet yaşayabilirsiniz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder